NADİRE İÇKALE KİMDİR


Sosyal medyada ve internette dolaşan bir iddia türkiyenin gündemine bomba gibi düşmek üzere.. İddiaya göre NADİRE İÇKALE ile RECEP Tayyip Erdoğan arasında bir ilişki varmış.. Ve Nadire İçkale’nin ismi kulaktan kulağa yayılmaya devam ediyor.

Tayyip 54 doğumlu.. nadire içkalede o civarlarda doğmuş 50-55 yılları arası.. yani kendi yaşıtı.. 1992 yılında eşini kaybetmiş.

Peki ya kimdir bu isim?

Geçmiş yıllarda neler yapmıştır?

Gazete arşivlerini incelediğimizde şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza;

Özal döneminde Özalcı…

Çiller döneminde Çillerci…

Tayyip döneminde Tayyipçi…

Yani, Nadire İçkale iktidara göre sosyal yaşamına şekil veren bir isimdir. 90’lı yıllarda modern görünümü ile gazetelerde boy gösterirken, daha sonra kapanıp bambaşka şekilde haberlere konu olmuştur.

2004 yılında yaptığı Umre ziyareti dini bir ibadetten öteye geçip, şov gösterisine dönüşmüştü. İçkale’nin bu tavrı dini hassasiyeti yüksek çevrelerde bile rahatsızlığa neden olmuştu.

Erdoğan ile İçkale’nin tanışması yıllar öncesine dayanmaktadır. 25.06.1995 tarihli Milliyet gazetesinde ”Bayan Erbakan’ın Arkadaş Sevgisi” başlığıyla şöyle bir haber yer almıştı;

“RP lideri Erbakan’ın kadınlarla yaptığı yemekli toplantıya katılan eşi Nermin Erbakan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’la aynı masayı paylaştı. Nermin Erbakan’ın masasını paylaştığı bir başka kişi de, İçkale Oteli’nin sahibi Nadire İçkale’ydi. Nermin Hanım’la çocukluk arkadaşı olduğunu söyleyen Nadire İçkale; şık tayyörü, fönlü saçları ve makyajıyla dikkatleri üzerine çekti.”

Nadire İçkale ile Tayyip Erdoğan’ın arasında ilişki olduğu iddiası aslında yeni bir şey değil. Geçmiş dönemde de bu iddia gündeme gelmişti.

Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal’a “beline hakim olamadı” dediğinde bu iddialar yeniden hatırlandı.

Nadire İçkale’nin yakınları çeşitli paylaşım sitelerinde ilişki iddialarını gündeme getirenlere sert tepki göstermektedir. Şu anda konuştuğumuz her şey sadece iddia boyutunda olduğu için onları anlayışla karşılayabiliriz. Eğer iddialar yalan ise gösterdikleri tepki az bile sayılabilir. Ancak, Tayyip Erdoğan’ın özel hayatı hiçe sayan uygulamalarından bunalanların, ilişkinin hangi boyutta olduğunu merak etmesi de anlayışla karşılanmalıdır!

Deniz Baykal’ın videosu çıktığında Baykal bunun bir komplo olduğunu anında açıklamış, ardından istifa etmişti.

MHP’li yöneticilerin videosu ortaya çıktığında Devlet Bahçeli anında açıklama yapıp, ismi geçen kişileri partiden uzaklaştırmıştı.

Tayyip Erdoğan ile Nadire İçkale arasında bir ilişki vardır ya da yoktur dememiz şu an için mümkün değil. Çünkü bu iki isim de sessizliğini korumaktadır.

Fakat iftira ekibi durmayacaktır. Daha bir çok yeni isimler karşımıza çıkacaktır .. İzleyip göreceğiz daha fazlasını

halimiz

şu yazılan yorumları okudumda hepimiz düşmanlarımızın tuzağına çoktan düşmüşüz mesele a partisi b partisi değil mesele ülkemizin şahlanıp ayağa kalkması işte bunu hazmedemiyorlar daha doğrusu müslanların gücünü hazmedemiyorlar bütün dünya hakimiyetini elinde tutmak isteyen dinsizler için engel teşkil ediyoruz dünyadaki bütün islam aleminin vebalini taşıyoruz bizim kavgamız kardeş kavgası olmasın neden bu kadar kindarlaştık bu ne nefret bizim davamız islam olsun el insaf hükümete laf edenler size diyorum son 11 yılda adımız bu kadar onurlu bir şekilde dünyaya duyuruldu sağ duyulu olun oyunlara gelmeyelim onlar kan dökülsün ülkem harap olsun istiyor ama senden büyük rabbim var ey düşman biz uyanırsak siz harap olcaksınız alevi de kürt de türk de Müslümanız din kardeşiyiz bizi birbirimize düşürmeye güçleri yetmeyece inşallah şimdi bu yazıyı okuyan kardeşleri al bi polyanna daha diyecekler evet iyi düşünüyorum iyi olsun ammaülkem ve dinim söz konusu oluncada kanımın son damlası bile helal olsun ama kardeşimin kanı haramdır Müslümana layıkıyla yaşarsa

YORUMUNDA BİR SINIRI VE VİCDANI OLMALI

Kimsenin bir tuzağa düştüğü olduğunu sanmıyorum, ortada bir tuzak varsa demokrasiyi kalkan yapıp sonrada kendi gizli ajandasında yazanları hakim kılmaya çalışanlardır. Onların derdi bütün insanların kendilerine biat etmesini sağlamak. Bunu razı ederek yapamazlarsa zorla yapacaklar. Bir ayırımcılık yapalıyorsa tamamen bu düşüncenin ürünüdür. Kimseyi herhangi bir şeye zorlayamazsınız. Kendiniz neye inanırsanız inanın, başkalarıda kendi istedikleri şeye inanırlar. Herkes doğrunun kendi olduğunu iddia eder, başkalarını ise cahil. Asıl cahillik de bu anlayıştır. Dünyanın bir gerçeği var oda 8 milyara yaklaşan nüfusun sadece 500 - 600 milyonu müslümandır, 1, 1,5 milyarı hıristiyan, 1-2 miyları budist, hindu inancını taşır, 1,1,5 milyar kadarı da inançsiz yani ateisttir. Herkes neye inanırsa inansın bu kendi inancıdır. Oysa hepimiz bu dünyayı paylaşıyoruz, zamanı gelince toprağa gömüleceğiz. Ötesi sadece insanın kendini ilgilendirir. Yok illede benim dediğimi herkes kabul edecek diye dayatmak tam bir cahilliktir ve bu dünyada asla gerçekleşmeyecektir. Ama diretenlerde dünyada terör yaratmaya devam edecekler, inançları adına. Sadece inançlı olanlar ölümü göze almazlar, yaşamı ve insan onurunu savunanların binlerce yıldır yaptıkları budur. Üstelik inancı ileri sürenlerin ülkemizde sömürücü patronlara karşı olduğu hiç görülmemiştir. Aksine haklarını aramak isteyen emekçilere karşı camilerden vaazlar verilmekte, sokaklarda ise saldırmaktadırlar. Yani zenginlerin düzenini korumakla görevli sayıyarlar kendilerini. Oysa dünyada başka din görevlileri haksızlıklara karşı çıkanlarla birlikta mücadele ediyorlar.

kimse kimsenin kulu kölesi değil

ne kadar cahilce yazılar. aklınızı başınıza alın.. alevi dünni Hanefi savaşı yapacağınıza birlik olun. Bir arkadaş aro Peygamber efendimizin ne güzel sözünü yazmış.birine körü körüne bağlanmak niye? neden görmüyorsunuz başbakanın hırsızlık da yaptığını, yolsuzluk da yaptığını.. onun da bir insan olduğunu ve seks kasetinin de çıkabileceğini.. neden anlamıyorsunuz o bir peygamber değil, insan üstü bir varlık değil. hata yapabilir ve yapıyor da. neden görmüyorsunuz? neden bu kadar kör bakıyorsunuz? yüzünüze tükürse ömür boyu yıkamaz başbakan tükürdü diye övünürsünüz. lütfen biraz kendinize gelin ya.. kimse kimsenin kulu değil, kölesi değil. bu bağımlılık, fanatiklik, körlük neden?

gitsin o zaman niye yapışıp

gitsin o zaman niye yapışıp kalıyo o koltuğa

Peygamber nikahı gibi. Amaç

Peygamber nikahı gibi. Amaç sex değil, dul bir kadını korumak için İmam nikahi. Ahahaha.

İnsanlaın hatalarını Dine ve

İnsanlaın hatalarını Dine ve ve Peygamberini dahil ederek şaka vari sözler sarf ederek yorum yapmayın .. Biraz Saygı lütfen Saygı ...

SENİN BİLDİĞİN YANILDIĞINA YETMİYOR...

KAFAN BERRAKLAŞSIN DİYE SANA CEVAP VERECEĞİM BELKİ CEVAP VERİLMEYE BİLE DEYMEZSİN AMA BELKİ SANA DOĞRUYU SÖYLENİLDİĞİ HALDE SEN KAFANDA HEP YANLIŞ OLARAK BAKICAKSIN OLAYLARA.NASIL İSTERSEN ÖYLE KALIR KAFANDA BUNUN ADIDA DOGMATİZMDİR BELLİKİ SENDE DOGMATİZMCİSİN BUNUDA AÇIKLIYIM ,YANİ BELLİ BİR KANITIN OLMADAN BİRŞEYİ KANITLAMADAN LAF DEYİMSE OSURUKTAN KONUŞMALAR YAPAN KİMSEDİR.ÖĞRENMENİN YAŞI YOK ...Değerli kardeşimiz; Sonuna kadar oku ...
Peygamberimizin eşleri şunlardır.

Hz. Hatice (r); Hz. Sevde binti Zem’a (r); Hz. Aişe (r); Hz. Hafsa binti Ömer (r); Hz. Zeynep binti Huzeyme (r); Hz. Zeyneb binti Cahş (r); Hz. Ümmü Seleme (r); Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r); Hz. Cüveyriye binti Hâris (r); Hz. Safiyye binti Huyey (r); Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r); Meymûne binti Hâris (r)

Peygamberimizin evliliklerini nefsanî ve şehevanî telâkki eden, eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaletine verilen kesin ve susturucu cevap, Üstad Bediüzzaman'ın izahıyla özetle şudur:

Evliliğin iki ana gayesi vardır.. Biri neslin çoğalması, diğeri şehevanî duyguların meşru dairede tatmin edilmesidir.. Neslin çoğalması evliliğin illeti, yani en öncelikli gayesidir. Nefsanî arzuların tatmini ise o vazifeyi gördürmek için yaratıcı tarafından verilmiş cüzi bir ücrettir. Tıpkı şahsi hayatın devamı için yemeğin içine konulan lezzet gibi.

Gerek tarihî açıdan, gerekse insan yaratılışı açısından Peygamberimizin evliliklerini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.

25 yaşına kadar, gençliğinin en heyecanlı çağında kavmi içinde bekar yaşamış ve hiçbir kadınla ilişkiye girmemiş, iffet sahibi olduğu, dost ve düşmanın ittifakıyla sabit olmuştur. Hatta kavmi ona her yönüyle güvenilen biri olarak "Muhammedül-Emîn" unvanını vermişlerdi.

Oysa içinde bulunduğu toplum, çok kadınla münasebeti normal addediyordu; Buna rağmen o, gerek 25 yaşına kadar ve gerekse daha sonraki hayatında pek çok hem de bakire kızla hayatını birleştirebilirdi. Ancak o, böyle yapmayıp kendisinden 15 yaş büyük, 40 yaşında dul bir kadınla evlenmiştir. Hem de bu evliliği eşi vefat edene kadar tam 25 yıl sürmüştür. Yani elli yaşına kadar tek ve dul bir hanımla yetinmiştir.

Onun evliliklerinde nefsaniyet olmadığının bir delili de, müşriklerin davasından vazgeçmesi için yaptıkları teklife verdiği cevapta saklıdır.

Müşrikler, amcası Ebu Talip'e gelip, "yeğenin eğer başımıza reis olmak istiyorsa onu reis yapalım veya en güzel kız ve kadınlarımızı ona verelim. Ta ki, bu davadan vazgeçsin." dediler.

Amcası bu teklifi ilettiğinde Efendimiz (a.s.m) şu karşılığı verdi:

"Ey amca! Eğer sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar 'vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."

Bu cevap onun neyin peşinde olduğunu, kadın gibi, reislik gibi insanların değerli addettikleri şeylerin onun nazarında ne kadar değersiz olduğunu ispata yeter.

İkinci evliliği ise Hz. Hatice'nin vefatından sonra yine yaşlı ve dul bir kadınla, Hz. Sevde ile olmuştur.

Hz. Sevde ile de üç yıl yaşadıktan sonra, yaklaşık 54 yaşına kadar hep tek kadınla yaşamıştır. İlginçtir ki, onun çok kadınla evliliği hayatının bundan sonraki son on yılı içinde gerçekleşmiştir Bu gerçekler karşısında evliliklerinde şehvani ve nefsanî arzuların tatmin gayesini aramak insan tabiatını ve tarihî gerçekleri inkar etmekle mümkündür. Ve bu yaklaşım asla insaflı ve mantıklı bir yaklaşım sayılamaz. Olsa olsa kasıtlı bir karalama maksadı taşır.

Hayatının son yıllarına rastlayan evliliklerinde yukarda zikredilen evliliğin dayandığı her iki gayenin, Neslin çoğalması ve nefsanî arzuların tatmininin bulunmadığını görürüz. Zira nesli, ilk eşi Hz. Hatice'den devam etmiştir. Daha sonraki evliliklerinde çocuğu olmamıştır. Sadece Mısır'lı Mariye'den İbrahim dünyaya gelmişse de bir buçuk yaşında vefat etmiştir.

Görüldüğü gibi evliliklerin ana gayesi olan neslin çoğalması, tarihî bir gerçek olarak Hz. Hatice'nin dışındaki evliliklerinde yoktur.

Geriye evliliğin ikinci derecedeki gayesi kalıyor, Yani nefsanî ve şehevanî duyguların tatmini. Peygamberimizin çok kadınla evliliğinde gerek fıtrat ve gerekse tarihî gerçekler açısından bu gayenin aranamayacağını gördük. Zira bir insanın nefsanî ve şehevanî arzularının en ateşli ve uyanık bulunduğu şüphesiz 15-45 yaş dönemidir.

Şayet Hz. Peygamber, bu dönemde birçok güzel kadınla evlenmiş, sonradan onları terkedip daha başka genç güzel kadınlar almış olsaydı, şehvanî hisleri tatmin yolunda ileri sürülen iddialar bir dereceye kadar haklılık kazanmış olurdu. Oysa o böyle yapmamış, tam tersine hayatının son on yılı içinde (53-63) aralarında Ümmü Seleme gibi yaşça ilerlemiş, ve birçok çocuğu olanlar da dahil, aldığı hanımları ileri yaşlarda ve dul olarak almıştır. Meselâ, Hz. Sevde 53 yaşında ve dul. Hz. Zeyneb binti Huzeyme, 5O yaşında ve dul. Ümmü Seleme 4 çocuklu ve 65 yaşında bir dul. Ümmü Habibe dul ve 55 yaşında, Meymune 2 çocuklu ve dul.

Bir başka tarihî gerçek de şudur. Bu hanımlardan eceli gelip ölenlerin dışında hiçbirisinden de ayrılmayı düşünmemiştir.

Gençlik çağı geçtikten sonra nefsanî ve şehvani arzularda gerileme olduğu inkar edilemez bir fıtrat kanunu ve yaratılış gerçeğidir.

İşte Peygamber Efendimizin çok evliliklerini tahlil ettiğimizde karşımıza bu ibretli tablo çıkmaktadır.

Özetle ifade edecek olursak, 15-45 yaş dönemindeki evliliklerde nefsanî ve şehevanî gaye aranabilir. Oysa Efendimiz, bu dönemde genç ve bakire kızlar ve kadınlarla evlenmemiştir. Tam tersine 40 yaşında, üstelik dul bir kadın olan, Hz. Hatice ile evlenmiştir. Ve bu evliliği Hz. Hatice'nin vefatına kadar sürmüştür.

Çok evlilikleri, nefsanî duyguların büsbütün gerilemeye yüz tuttuğu 53 yaşından sonraki dönemde gerçekleşmiş olduklarına göre, bu evliliklerde mantığın gereği olarak başka gayeler aramak zaruridir. Bu sadece aklın ve mantığın değil, insan tabiatının ve insaflı bir değerlendirmenin de zorunlu bir gereğidir.

EZVAC-I TAHİRAT OKULU

Medine dönemi, İslâmî hükümlerin yoğun biçimde geldiği ve Resulullah tarafından ümmete öğretildiği dönemdir. Erkek sahabeler Mescid-i Nebevi'de her zaman Resulullah'ı görüp, müşkillerini sorup cevaplarını alabiliyorlardı. Neyi niçin ve nasıl yapacaklarını kolaylıkla öğrenebiliyorlardı. Hanımlar için bu konu o kadar kolay olmuyordu. Onların da soracakları öğrenecekleri vardı. Bu maksatla hanımlar durumu Resulullah'a arzederek, kendileri için Hane-i saadettte haftanın bir gününü ayırmasını istediler. Resulullah, onların bu teklifini kabul etti. Ve hanımlar haftanın bir günü Efendimizle bir araya gelip, sorularını sorup dini ahkama dair cevaplarını alıyorlardı. Böyle bir ders sırasında hanımlar Efendimizle bir arada iken, enteresan bir hadise cereyan etti. Bir ara hanımlar kendi aralarında konuşmaya başladılar. Sesleri normalden fazla yükselmişlerdi. Birbirlerine cevap yetiştiriyorlardı. O sırada kapının önünden geçmekte olan Hz. Ömer, Resulullah'ın huzurunda gürültülü konuşulmasından rahatsız olup, kapıyı çaldı. Kapıyı aralar aralamaz, onu gören hanımlar hemen sesi soluğu kesip, kendilerine çekidüzen verdiler. Hz. Ömer, bu durumdan da rahatsız oldu ve:

"Hanımlar, bu nasıl iş, benden çekiniyorsunuz, ama Resulullah'ın huzurunda gürültülü konuşmaktan sakınmıyorsunuz" diye kadınları ikaz etmekten kendini alamadı. Bunun üzerine hanımlar, içten gelen bir itirafta bulundular:

"Ya Ömer sen çok sertsin. Resulullah öyle değil." diye karşılık verdiler.

Her şeyini Resulullah uğruna feda eden Hz. Ömer, onunla ters düşmüş olmaktan hoşnut olmadı. Bunu farkeden Gönüller Sultanı araya girerek:

"Ya Ömer, sen geniş bir caddede yürüsen şeytan da karşıdan gelse seni görüp yolunu değiştirir." diyerek gönlünü aldı. İşte hane-i Saadet, bir nevi hanımlar okulu olmuştu. Özellikle Efendimizin hanımları bu okulun devamlı öğrencileri, bir manada öğretmenleri idi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Raşit Küçük bu hususu şöyle dile getirir :

"İslâmın hükümleri hem erkek, hem de kadın cinsini kapsayıcı niteliktedir. Fakat sadece erkeklere ve sadece kadınlara yönelik hükümler de vardır. Hz. Peygamber genel hükümlerin veya erkeklerle ilgili hükümlerin öğretilmesi hususunda fazla sıkıntı çekmiyordu. Çünkü onlar kendi cinsleriydi. Kadınlarla ilgili ahkamın öğretilmesinde, yaşanmasında ve yaşatılmasında müşküllerin halli ve soruların cevaplandırılmasında kadınlardan faydalanmak mecburiyetindeydi. Peygamber Efendimizin değişik yaş ve kabiliyetteki hanımları mümin hanımlar için bir eğitim-öğretim kadrosu niteliği taşıyordu. Âdeta, evleri bir mektep, onlar da bu mektebin eğitimcileriydiler. Peygamber Efendimizin vefatından sonra da bu durum canlılığını koruyarak, hatta artarak devam etmiştir." (1993, İzmir, Ebedî Risalet Sempozyumu Tebliği)

Aslında Resulullah'ın Medine'de Mescid-i Nebevinin civarında bulunan okulu iki bölümden oluşuyordu. Biri, erkek sahabelerden oluşan "Ashab-ı Suffe Okulu" Diğeri, hanımlardan oluşan, "Ezvac-ı Tahirat Okulu"

Gerçekten, İslâmî hükümlerin doğrudan doğruya Resulullah'tan öğrenilip, ümmete ders verilmesinde Ezvac-ı Tahirat'ın haneleri bir okul, kendileri de o okulun hem daimî öğrencileri hem de öğretmenleri idiler. Bu görev, yukarda da belirtildiği gibi, Efendimizin ahirete intikalinden sonra da devam etmiştir. Suffe Okulunun önde gelen "Demirbaş bir talebesi" ve bütün hayatını hadislerin muhafazasına vakfeden, bu hizmeti yerine getirirken hafızasının kuvvetlenmesi için Resulullah'ın duasına mazhar olan Ebu Hureyre olduğu gibi, Ezvac-ı Tahirat okulunun önde gelen birinci talebesi de zeka, hafıza ve kavrayış gibi üstün kabiliyetlere sahib olan Efendimizin biricik eşi, Hz. Aişe'dir. Nitekim, "Muksirun" diye anılan en çok hadis rivayet eden sahabelerin başında 5374 hadisle Suffe okulunun baş öğrencisi Ebu Hureyre geldiği gibi, dördüncü sırada 2210 hadisle de "Ezvac-ı Tahirat Okulu"nun öncüsü Hz. Aişe gelir.

Evet, İslâm, en son ve en mükemmel din olarak, insan hayatının bütün safhalarına ait, değişik derecede öneme haiz hükümler getirmiştir. Bu hükümlerin tesbiti, tâlimi ve hayata intikali Asr-ı Saadetin en öncelikli ve önemli hizmeti idi. Çünkü hayatın her anında ve her safhasında Allah'ın razı olacağı tarz ve şekil , yani dinin kendisi tesbit ediliyordu.

Bu gerçeğin idraki için kaynaklara eğildiğimizde, karşımıza, bu müminlerin anneleri ile bu "Ezvac-ı Tahirat" eliyle muhteşem bir hükümler ve sırlar hazinesi çıkıyor. Ve bu hazinenin ümmete açılması gibi kutsal bir görev, bu evliliklerin şaşmaz gayesi olarak beliriyor.

Diyebiliriz ki, bu hanımları, özellikle bunlar arasında çok özel bir yeri olan Hz. Aişeyi devreden çıkaracak olsak, İslâm dininin neredeyse yarısı kadar olan bir hükümler manzumesini de yok farzedecektik!.

Erdemli olmak lazım, dindar olmak yerine..

Bu söylentileri çıkaran da yaymaya çalışan da küçücük beyinleri ile İsrail gibi olmaya çalışıp onların kılı bile olamayacak potansiyele sahip, bölücülükle haşır neşir, vatanını saniyede satabilen, terörle kim ilgilenirse onlarla ilgilenen, mayası bozuk zihin yapısına sahip, inandığının bir hiç olduğunu anlayacak kapasiteye asla sahip olamayan, doğuştan kompleksli Alevi bozuntularıdır! (Ben deistim, ama Sünnilerin en azından Allahı var) Onlar için en kötü Alevi, en iyi Sünni'den iyidir, nitekim bunu Kılıçdaroğlu gibi ne idügü belirsiz kişiyi desteklemelerinden anlayabiliyoruz. İşleri güçleri çamur atmaktır zira Avrupa'ya bile iltica faaliyetlerinde bulunurken bu Alevi bozuntuları hiç çekinmeden vatanını milletini satmışlardır, zulüm yapıldığını hiç çekinmeden ahlaksızca savunmuşlardır. Türkiyede bir iç savaş çıkar ise bu kuşkusuz oyuna gelen, yarım akıllı, piyonun bile piyonu olabilecek Alevi bozuntuları nedeniyle olacaktır. Yukarıda paylaşımda bulunan arkadaş özel hayata müdahale ettiğini söylüyor Başbakan'ın.. Seninle şöyle karşılıklı tartışabilme imkanımız olsaydı keşke, ne isin merak ediyorum açıkçası lakin sorgulamayan sadece bir tarafa bağlanmış tutucu bir 'yanlış' olduğun aşikar..

Ulan inancı belli olmayan

Ulan inancı belli olmayan adam kuranı iyi oku da anlamaya çalış o minicik beyninle aleviler peygamber soyudur ehli beyittir birine daha bunu dedim 2 yıl boyunca araştırmış alevi olmak istiyorum der ama alevi olunmaz alevi doğulur alevilerin sizden çektiği nedir be yuzyillardir hanefiyim dersiniz imami hanefiyi o mübarek insani zindanlarda çürüten adama yani muaviyeye r.a dersiniz ehlibeyti kerbelada katleden kâfire yani yezite kahraman dersiniz bunu gerçek sünnilik yani bumu muslumanlik pes doğrusu allah seni ve senin gibileri silah etsin doğru yola cevirsin.....

bir tek siz müslümanısnız demi bu ülkede

ÜLKEMİN İNSANI YAGMUR YAGMIYOR DİYE YAGMUR DUASINA CIKIYOR. TUTUP HIRSIZLARA ARSIZLARA OY VERİYOR. SİZ BU DURUMDA HELAK OLMADIGINIZA YATIP KALKIP DUA EDİN. YAGMUR YAGSIN DİYE DEGİLDE HALA HELAK OLMADIGIMIZ İÇİN DUA ETMEMİZ GEREKMEZMİ. BİR HADİSDE PEYGAMBER EFENDİMİZ SİZDEN ÖNCE HELAK OLAN KAVİMLERİN HELAK OLMA SEBEPLERİNDEN BİRİDE NEDİR BİLİRMISINIZ DİYE SORDU. SAHABE BİLMYORUZ DEDİ PEYGAMBER EFENDİMİZ GÜÇLÜ OLAN ZENGİN OLAN HIRSIZLIK YAPTIGINDA GÖZ YUMARLARDI AMA ZAYIF OLAN FUKARA OLAN HIRSIZLIK YAPTIGINDA EN AGIR ŞEKİLDE CEZA VERİRLERDİ...

Günümüz Hırsızları

Tam günümüzü anlatmış Peygamberimiz.

Sen insan değilsin

Anan seni hangi aleviden .....yiyorsa adını göster.kimliğinle yaz ... site yönetimi sizde bu aşağılık yorumları yayınlayıp .. yapmayın...

Allah'ın kuşbeyinli, .

Allah'ın kuşbeyinli, deisti senin gibi yalaka ve dalkavuklar bir alevinin tırnağı bile olamazlar.O PİS AĞZINA ALEVİLERİ ALAMAZSIN.Galiba senin....

tayyibe laf atanların allah

tayyibe laf atanların allah belasını versin

Al bir tane daha efendisinin

Al bir tane daha efendisinin g.tünün kılı.

Zevk meselesi..

Bu adam cahil üstelik zevksiz ,hadi karın çirkin bari sevgilin güzle olsun o ondanda çirkin...

başbakana iftira

bunlar akp yi iktidardan düşüremeyen iktidara geldiklerinde hiçbir şey yapamamış ve ülkeyi hüsrana sürüklemiş zavallıların iftirası..ne cabuk kanıyorsunuz ..başkasının partisinden evli kadınla seks görüntüleri çıkıyor özel hayatı diyorsunuz pes yani..uzun söze gerek yok

nadire içkale yada başkaları nasıl insanlar sanatçılara aşık oluyor oda kendi dğnyasında başbakana aşık olmuş olabilir..yaranmak yada menfaat için kapanmışta olabilir kendini bağlar..

Recep Tayyib Erdoğan apo

Recep Tayyib Erdoğan apo ilede görüşmüyoruz ve şerefsizlik ünvanı almıştı şimdinapacaz

iŞTE GÖRÜYORSUNUZ, BU

iŞTE GÖRÜYORSUNUZ, BU MODELLER BÖYLE. HALK SEN HALA UYU. DİNİNİ SÖMÜREREK OY ALAN ADAM KİMLERLE METRES HAYATI YAŞIYOR! BİDE HAKTAN HUKUKTAN BAHSEDİYORLAR. RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN YEMEDİĞİ NANE, YAPMADIĞI YOLSUZLUK YOK!!!

doğruysa eştiği kuyuya düşmüş

doğruysa eştiği kuyuya düşmüş

Dinini sömürge aracı olarak

Dinini sömürge aracı olarak gören bir milletiz işte. Neden dini kullansın ki adam. İbadetini yerine getirdiği için mi bu kadar tepkilisiniz? Tabi bizim milletimizin bazılarına düzgün adam yaramıyo. Şuanda darbe olmuyosa sen sokakta rahatca gezebiliyosan o adamın sayesinde. otur bi bak bu adam neler yapmış aslında. onun yanında bacak bacak üstüne atıp rahat davrandığı yabancı devlet adamlarının yanında sen bu kadar rahat olabilirmiydin ? Kişisel olarak sevmiyorum adamı ama yaptıkları takdir edilecek durumda ayrıca ülkemizi başka ülkelere karşıda çok iyi temsil edebilen biri. Ki zaten bu adam düzgün olmasaydı bunca yıldır başbakanlık yapamazdı.

bu kadar koyun millet

bu kadar koyun millet olduktan sonra... milletin tepesinden inmese gıkını çıkarmıcanız.. neymiş tayyip yaptı en azında... size hayırlı çarşılar

sen bişey yapta görelim

sen bişey yapta görelim

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Survivor Haftalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Son yorumlar

Kundak | Dantel | Kadin | Mhrs | Bilim